YOGA HAYAL GÜCÜ VE EĞLENCE ZAMANI

by Administrator 31. Aralık 2011 05:40

YOGA , HAYAL GÜCÜ VE EĞLENCE ZAMANI

 

Çocukluğa dönmek, çocukça yaşamak ben bu duyguyu hep yılsonunda yaşarım. Oğlum çocukken onunla birlikte yaptığımız şeyleri şimdi kendim için yapıyor ve tahmin edemeyeceğiniz kadar eğleniyor hayal gücümle müthiş bir maceraya çıkıyorum.

 

Ana malzemelerim hamur, şekillerim ve aksesuarlarım. Hem de her cins aksesuar, aklınıza gelen her şeyi kullanıyorum.

 

Önce hamurdan ağacımı, evimi ve noel babanın kızağını yapıyorum. Evin içini zencefil ve tarçın kokusu sarıyor. Sonra bunları şekerlemeyle birleştiriyorum. Bu birleştirme sonrası 1 gece bekledikten sonra ertesi günü süslemesini yapıyorum. İşte tüm heyecan başlıyor… saatlerce oynuyorum, oğlum aklıma geliyor, zamanın ne kadar çabuk geçtiğini ve onun süt kokan halini görsel ve koku duyularımı kullanarak ufak bir canlandırma yapıyorum sonrada o günlerin anısına eğlence başlıyor…

 

Bu sene ördeklere göl yaptım, uğur böcekleri etrafa kondu, ağaçlardan bir tanesinin bir tarafına kelebekler kondu diğer tarafını kukla hayvanlar sardı. 2 tane palyaço bizde eğlenmek isteriz diyerek kelebeklerin yanına ağaca tırmandılar ve onlarla vakit geçirmek istediler.

 

 Diğer palyaçolar evin önünde müzik çalacağız dediler. Ayı ailesi her tarafa dağılmak istedi kimisi evin etrafına kimisi daha uzaklara dağıldılar. Ama büyük ayı ben noel babaya yardım etmek istiyorum diyerek onun arabasının kenarına çıktı. Ya iki kedicik? Nereye gideceğini ne yapacağını şaşırdılar. Dikkatlerini çeken o kadar çok şey vardı ki her tarafta dolanıp durdular. Sonunda ağaca çıkıp kelebeklerle oynamanın en eğlenceli şeylerden biri olduğuna karar verdiler.

 

Noel baba da çocuklara hediye olarak yoga duruş kartlarını getirdi. İstediğimiz gibi yoga kartlarından alıp bir süre yoga yaptık. Bedenlerimizi rahatlatıp, duygularımızı dinlemeye çalıştık. Ben ne hissediyorum sorusu ile şenlik yaşadık.

 

Sonra hızımı alamıyorum ve bir tane Yogalin treni tüm bu manzaranın arkasından geçmeye başlıyor cuf cuf cuf cuf… eh böyle sihirli bir yerde müzik olmaz mı? Hemen doğa sesleri cd sini koyuyorum ve keyfime diyecek yok… hayal dünyasına daldım gittim… bu maceramda nerelere gittiğimi ne yaptığımızı hikaye olarak başka bir yazımda yazacağım… Şimdilik birkaç tane resim ekliyorum onlara bakarak sizde hayla oyun dünyasına dalabilirsiniz…

Tags:

Doğadaki Son Çocuk

by Administrator 6. Eylül 2011 06:15

DOGADAKİ SON ÇOCUK / Richard Louv

Bu kitabı kitapçıda ilk gördüğümde, “beni al” diye çağırmıştı. Çocuklarla beraber oynadığımız yoga oyunları içinde bir kez doğa konsepti işlemiştim. Oyunda arının aslında korkutucu olmayan, aksine doğaya yararlı bir hayvan olması işlenirken, arının kanatlarına yapışan polenlerin uçuşarak toprağa yeni tohumlar ektiğinden bahsetmiş, dersin sonunda da biriktirdiğim elma çekirdeklerini çocuklarla beraber saksıya ekmiştik. Çocukların elma çekirdeklerinin büyüyüp, elma ağacı olacağını öğrendiklerindeki hayretleri hala gözümün önünden gitmiyor. Sanırım Doğadaki Son Çocuk kitabı bu yüzden benim ilgimi çeken bir kitap olmuştu.

Doğa sakinleştirici, öğretici ve bilgedir. Bizler büyüyen, medenileşen(!), sanayisi gelişen toplumlar bu gerçeği unutmaya başladık. Yazar Richard Louv “Çocukların sağlığı ile yeryüzünün sağlığı, birbirine sıkı sıkıya bağlıdır” derken, çok önemli bir gerçekten bahsediyor.

Çocukların doğa ile kopuşu, onların sağlıklı bireyler oluşunu etkiliyor. Çünkü zamane çocukları sağlıksız yiyecekler ile obezitenin eşiğinde, teknolojik bağımlılıklarla, evlerinde, arkadaşsız, hareketsiz bir şekilde hayat sürmektedir. Çocukların doğa ile zedelenmiş bir bağı var. Halbuki doğa hem enerjisiyle, hem bir çocuğa sunabileceği bilgiler, onun gözlem yeteneğini geliştirebileceği örneklerle gerçek bir öğretmen... Kitap bu konuda çok güzel örnekler ve bilgiler sunuyor. Doğada oynamanın suç haline gelişinden, doğanın yaratıcılığı nasıl beslediğine, bahçelerin ve ev hayvanlarının sağaltıcı gücünden, şehirlerin nasıl doğallaşacağına ilişkin birçok konu ayrıntılarıyla ele alınıyor. Çocukların doğa deneyimlerinden yoksun kalmasının getirdiği fiziksel, zihinsel, ruhsal ve kültürel sorunları anlatıyor.

Amerikalı bir araştırmacı, bir çocuk kuşağının yalnızca iç mekanlarda yetiştirilmenin de ötesinde, küçük yerlere kapatıldığını öne sürüyor. Maryland Üniversitesi'nde hareket bilim profesörü Jane Clark'ın deyimiyle bu 'kutulanmış çocuklar' giderek daha fazla araba oturaklarında, mama sandalyelerinde ve hatta tv izlemek için yapılmış bebek oturaklarında zaman geçiriyor. Dışarı çıktıklarında genellikle, yine bir çeşit kutu olan pusetlere konuyor ve yürüyen ya da koşu yapan anne babalar tarafından itilerek hareket ettiriliyor. Çocuk kutulama işlemi büyük ölçüde güvenlik amacıyla yapılıyor olsa da çocukların uzun vadedeki sağlıkları riske atılıyor


Kitabın arkasında 'yapabileceğiniz 100 şey' adlı bölümde güzel öneriler bulunuyor. Bu öneriler doğada yapabileceğiniz şeylerin harika bir listesi... Yazar yol gösterici olduğu gibi, sonu odaklı önerileriyle kitabın sadece okunmasını istemeyip, öğrenilenlerin uygulanması için bir harita sunuyor adeta önümüze...  Bir cümleyi de burada paylaşmak isterim:''Kötü hava yoktur, yalnızca yanlış kıyafet vardır.'' Genelleme yapacak olursak havaya çok bağımlı yaşayan bir toplumuz. Hava koşulları bizim gündelik hayatımızı etkileyen bir etken... Fakat  başka milletlerde havanın nasıl olduğu insanların gündelik hayatını bu kadar etkiliyor mudur? Sanmıyorum.

 

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, 20-30 yıl önce yetişkin hastalıkları olarak bilinen obezite, kalp-damar hastalıkları, yüksek kan basıncı gibi sorunlar artık çocuklarımızda da görülebiliyor! Nedeni açık değil mi? Kapalı mekanlardaki etkinliklere kıyasla çocuklar doğada, açık havada fiziksel olarak çok daha aktiftir. Sınıflarında, ders çalışırken, televizyon ve bilgisayar karşısında yalnızca zihinleri çalışan çocuklarımızın bedenlerini de çalıştırmaya ihtiyaçları var! Spor etkinlikleri bu ihtiyaca ancak bir ölçüde cevap verebiliyor. Norveç’te ve İsveç’te yapılan çalışmalar, doğal alanlarda oynayan okul öncesi çocukların, düz zeminli çocuk bahçelerinde oynayanlara göre denge ve çeviklik testlerinde daha başarılı olduklarını ortaya koyuyor! (Louv 2008).

Çünkü doğa çocuklarımızın duyularını güçlendirir!

Zamanlarının önemli bir kısmını televizyon ve bilgisayar başında geçiren çocuk ve gençlerin duyusal gelişimleri nasıl etkileniyor?

Elektronik ortamlar yalnızca görme ve işitme duyularına (genellikle de fazla şiddetli bir tarzda) seslenir. Oysa doğada olağanüstü manzaraları, çiçekleri, yaban hayvanlarını görmekle, kuşların ve böceklerin uyumlu seslerini, rüzgarın uğultusunu duymakla kalmaz; her adım başı farklı bir çiçeği, bir otu koklar, doğal varlıkları dokunarak hisseder, doğanın nimetlerini tadar, bunların ötesinde bir de sezgilerimizi harekete geçiririz.

Çünkü doğanın birçok zihinsel ve ruhsal rahatsızlığı iyileştirme gücü vardır!

Doğayla temasın, başta dikkat eksikliği-hiperaktivite sendromu olmak üzere, çeşitli zihinsel ve ruhsal rahatsızlıklara karşı olumlu etki gösterdiğine yönelik bilimsel kanıtlar giderek artıyor.

Gerçi bunu hareketli çocuklara sahip ana-babalar kendi deneyimlerinden zaten biliyordu; doğru ya da yanlış bir tanıyla “hiperaktif” denilen çocuklarının doğada ya da parklarda gönlünce koşuşturma imkanı bulduğu zamanlarda daha uyumlu, daha sakin olduğunu görüyorlardı. Ancak bu gözlemlerin bilimsel araştırmalarca doğrulanması (örneğin Kaplan ve Kaplan 1989, Grahn ve arkadaşları 1997, Wells 2000, Taylor, Kuo ve Sullivan 2001) “doğa terapisi”ni giderek daha güçlü bir psikolojik sağaltım seçeneği haline getiriyor.

Bilimsel araştırmalar, doğanın çocukların yaşadığı travmatik olaylara karşı psikolojik koruma sağladığını, onları avuttuğunu da ortaya koyuyor (Wells 2000).

Doğayla temas halinde olan çocuklarda yalnız hiperaktivite değil, kaygı bozuklukları, depresyon ve uyum sorunları da daha az görülüyor. Bu tür rahatsızlıklarla doğada yapılan aktivitelerin azlığı arasındaki ilişki o kadar açık ki, bu belirtileri doğa yoksunluğu sendromu olarak tanımlayanlar var! (Louv 2008).

Çünkü doğada olmak çocukların özgüvenini artırır!

Çocuklarımız artık ağaca çıkmıyor! Önüne gelen bir doğal bir engeli; geçişini zorlaştıran bir çalıyı, dik bir kayayı, yolunu kesen bir dereyi aşmak için çaba göstermiyor. Yaşamı boyunca bunları hiç yapmamış bir çocuk ya da bir genç bir kez olsun yaptığında iç dünyasında büyük bir değişiklik olur; kendine ve yaşama güveni artar!

Çünkü doğa çocukların okuldaki başarısını ve uyumunu destekler!

American Institutes for Research’ün 2005’te yaptığı bir araştırma, doğa eğitimi programlarına katılan ilkokul öğrencilerinin fen kavramlarını algılamalarının, şiddetsiz iletişim becerilerinin, problem çözme yeteneklerinin, öğrenme isteklerinin önemli oranda arttığını ortaya koydu. Hotchkiss İlkokulu’nda başlatılan deneyime-dayalı çevre eğitimi programı sonucunda, disiplin olayları iki yılda yüzde 90 oranında azaldı! (Louv 2008).

Çünkü doğa çocuklarımızın yaratıcılığını geliştirir!

Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, televizyon ve bilgisayar gibi elektronik ortamların tersine, doğadaki etkinliklerin ve serbest oyunların çocukların yaratıcılıklarını geliştirdiğini gösteriyor (Chawla 2002).

Artık çocuğumuzun hayallere dalmasına bile izin vermiyoruz! Eskiden anlatılan masallarla bizler mitolojiyi, fantastik hikayeleri kendi beynimizde, hayallerimizde, gönlümüzce yaşardık. Yeri gelir kahraman olur, yeri gelir doğaüstü güçlere sahip olarak hayatlar kurtarırdık. Peki ya şimdi…! Şimdi Harry Potter tarzı fantastik kurgu filmler çıktı ve hayal kurmamıza gerek kalmadı; artık hayallerimizin filmlerini yapıyorlar. Oysa bizler batı ve doğu mitolojilerinin doğduğu anavatanda yaşıyoruz ama ne bunun farkındayız, ne de bir nebze bile olsa bunları çocuklarımıza yaşatabiliyoruz.

Çünkü doğanın da çocuklara ihtiyacı var!

Doğa koruma konusunda öncü görevler üstlenen kişilerin çocukluk yıllarında doğayla yakın temas içinde olduğu ortaya çıkmıştır (Wells ve Lekies 2006). Demek ki gezegenin doğal mirasını koruyabilmemiz için çocuklarımızın doğayla ilişkisini onarmamız şarttır! Daha basit ifade edelim: Şimdi çocuklarımıza doğa sevgisini kazandıramazsak, yarın doğayı kim koruyacak?

”Doğa; yüce, hırçın ve güzel doğa, sokağın, güvenlikli sitelerin ya da bilgisayar oyunlarının sağlayamayacağı bir şey sunar. Doğa çocuklara kendilerinden çok daha büyük olan bir şey; sonsuzluğu ve sonrasızlığı kolayca tasavvur edebilecekleri bir çevre verir.Bir çocuk, az bulunur açık bir Brooklyn gecesinde bir çatının üstünden yıldızları görerek sonsuzluğu algılayabilir.Doğal bir çevre bir çocuğun üzerinde hem etki  gösterir, onu doğrudan  ve çabucak insanın evriminin yapıtaşlarına götürür: toprak, su, hava, büyüklü küçüklü diğer akraba formları. Bu deneyimden yoksun kalırsak ‘’yemizi unuturuz, yaşamlarımızın bağlı olduğu büyük örgüyü unuturuz’’ diyor Chawla..

‘‘Dikkatin kendiliğinden harekete geçtiği bir ortam bulunabilirse yönetilen dikkatin dinlenmesine olanak sağlanır. Bu da cazibesi güçlü olan bir ortam demektir.’’Doğadaki cazibe etkeni sağaltıcı bir etkiye sahiptir ve yönetilen dikkat yorgunluğunun giderilmesine yardımcı olur. Kaplan’lara göre doğa, bu tür sağaltıcı yöntemler arasında en etkili olanı olabilir.

”Doğayı ve doğal oyunu çocuktan esirgemek ondan oksijeni esirgemek gibidir.”

”Çocuklarımız artık ne kendi dolaysız deneyimlerinden Doğa’nın Büyük Kitabı’nı okumayı, ne de gezegenin mevsimsel dönüşümleriyle yaratıcı şekilde etkileşime girmeyi öğrenirler. Kullandıkları suyun nereden geldiğini ve nereye gittiğini pek azı biliyor. İnsani kutlamalarımız göklerin büyük ayiniyle uyumlu değil artık.”

WENDELL BERRY

NOT: Burcu Çağlayan Yogalin® Çocukyogası eğitimini almış ve değişik kurumlarda hem çocuk hem de aile yogası dersleri vermiştir. Tübitak yayınlarından olan “Doğadaki Son Çocuk” adlı kitap ile çocukların doğa ile olan ilişkileri hakkında tekrardan düşünmemizi sağlayan bir yazıyı kaleme almış ve ödev olarak hazırlamıştır. Kendisinin izni ile burada sizlerle bu yazıyı paylaşmak istedim, belki biraz da düşünmeye davet de diyebiliriz.

Tags:

İş Birliği

by Administrator 31. Ağustos 2011 03:41

ÇOCUKYOGASI EĞİTMENLERİ İÇİN BİR YAZI

YOGA DERSİNE GİRMEDEN ÖNCE:

Bu seferki yazım çocuk yogası eğitimi veren arkadaşlara.

Bayram tatilinden sonra yeni bir eğitim yılına başlıyoruz. Beni şimdiden büyük bir heyecan sardı… Yeni çocuklar, yeni dersler, yeni öğrendiklerimi uygulamaya koymak.. reklamlar da ki çocuk gibi çok çalışmam lazım çoook ama mutlulukla ve isteyerek… 

Benim çocuk yogası eğitimimi almış olan arkadaşlar bilir eğitim sonunda sertifikalarını alabilmeleri için yapmaları gereken ödevler var. Bu ödevler daha çok öğrenmelerini ve tecrübe kazanmalarını sağlamak amaçlı verilen ödevler. Geçen gün eğitmen arkadaşlardan biri ile ödevleriyle ilgili tartışırken sınıf idaresi ile ilgili olarak “Şimdi sınıf idaresi için enerji harcamak yerine, öğretmenlere o gün özel bir durum var mı diye sormayı tercih ediyorum. Bu benim sınıfta oluşabilecek bir duruma hazırlıklı gitmemi sağlıyor” dedi.

Ben bu cümle üzerinde çok düşündüm, bazen enerjimizi gerçekten gereksiz yere harcayabiliyoruz. Okullarda eğitim veren yoga öğretmenlerinin sınıf öğretmenleriyle beraber işbirliği içinde olmaları gerektiğini bu cümleyle insan ne kadar iyi anlayabiliyor. Bizlerin 1 saatliğine ders verdiğimiz çocuklarla sınıf öğretmenleri 8 saatlerini harcıyorlar. Gün içersinde nasıl olduklarını, o gün kendilerini etkileyen bir durumun olup olmadığını en iyi bilecek kişiler onlar. Ders içinde sınıf düzeninin bozulmasına neden olacak bir durumla karşılaşmayı aza indirmek için sınıftaki çocuklarla ilgili ÖZEL BİR DURUM VAR MI? diye sorarak hazırlıklı bir şekilde sınıfa girmek sanırım herkes için yardımcı bir durum. Yoga öğretmeni dersin akışını o çocuğun ihtiyacına göre yönlendirme yapabileceği gibi kendisi de hazırlıklı bir şekilde sınıfa gireceği için durumu çok daha iyi yönetecektir. Arkadaşımızın da kendisini ifade ediş şekli şu şekilde oldu;

 

Gerçekten de öğretmenlerle kurduğum ilişki daha hızlı yol almama ve çocuklarla ilişkimi çok daha sağlam temeller üzerine kurmama neden oldu. Ve hatta eğer özellikle ders çıkışı veya öncesi zamanım varsa mutlaka on beş dakikamı sınıfla geçirmeyi adet edindim. Her okulla olmuyor tabii, çıkışta koşarak gitmem gereken bir diğer ders varsa bazen bu süreyi yaşayamıyoruz ama yine de dikkat ediyorum. Sınıfa girmeden önceki sohbet hem çocuklarla, hem de öğretmenlerle, bana içeride neyle karşılaşacağıma dair ipuçları veriyor. Bende bu duruma göre dersi gerekirse tekrar biçimlendiriyorum kafamda.

Sonuç olarak bende işe yaradı:) Dilerim diğer arkadaşlar da faydalanırlar.

Çocuk yogası eğitiminde her zaman iş birliğinden bahsederim özellikle gençlik yogasında. İşte farklı bir biçimde yine karşımıza çıkan yoga eğitmeni-sınıf öğretmeni iş birliği… Tüm emekler çocuklar için…

 

 

                                                                        

Tags:

Korkunun Yoga ile ilişkisi

by Administrator 29. Temmuz 2011 23:45

OKUL ÖNCESİ DÖNEM ÇOCUKLARDA KORKUNUN TANIMI VE YOGA İLE İLİŞKİSİ

 

Korku; çocukların görünen ve görünmeyen tehlikeler karşısında gösterdikleri bir tepkidir. Korku da tıpkı sevgi, öfke, neşe ya da üzüntü gibi doğal bir tepkidir.

Genellikle yeni olan ve bilinmeyen her şey korkuya neden olur. 2-6 yaş arasındaki çocuklar çok fazla sayıda korku yaşamaktadırlar. Bu yaştaki çocukların güçsüzlüğü ve bilmediklerinin çokluğu düşünülecek olursa korkuların çok fazla oluşu anlaşılabilir. Çünkü korkuların gelişimi; sosyal gelişim, kişilik gelişimi ve bilişsel gelişimle çok yakından ilgilidir. Çocuklar büyüdükçe, çevrelerini tanıdıkça, bedensel ve zihinsel yetenekleri geliştikçe korkularıyla daha kolay başa çıkabilirler.

2-3 yaş çocukları, yüksek seslerden, elektrik süpürgesinden, gök gürültüsünden, hatta tuvaletin sifonunun çekilmesinden korkabilir. Üç yaşından itibaren somut olayların yanı sıra düşler ve hayal edilen şeylerde korku kaynağı olmaya başlar. Bunun nedeni çocuğun bu dönemde hayal gücünün gelişmekte ve hayalle gerçeği ayırt etmekte zorlanmasıdır. Örneğin; bu yaştaki bir çocuk, bir insanın canavara dönüşebileceğini ya da seyrettiği bir çizgi film kahramanının pencereden süzülerek içeri girebileceğini düşünebilir. Bu dönemde düşünme katı ve çocuğa özel olma eğilimindedir. Bu nedenle çocuklar akıldışı, heyecansal tepkiler ve fobiler geliştirebilirler. Genellikle 3-6 yaş arasındaki çocuklar, karanlıktan, yalnız kalmaktan, anneden ayrı kalmaktan, dilenciden, hayaletlerden, devlerden v.b. unsurlardan korkarlar. 6 yaşlarında hayalet korkusunda artış görülür. Sık sık yatağımın altında biri var diyerek odalarında yatmak istemeyebilirler. Yangından ve hırsızdan korkabilirler. Filmlerin etkisi büyüktür. Bu yaşlardan sonra korkular daha yatışır hale gelir ama zaman zaman tekrarlar olabilir, yenileri eklenebilir.

Anne babalar, büyük anne ve büyük babalar bazen korkuyu bir disiplin aracı olarak kullanırlar. Bu nedenle farkında olmadan çocukların yaşam boyu izlerini taşıyabileceği korkuların temelini oluştururlar.

Korku koşullanma yoluyla da gelişebilir. Bu nedenle her bireyin korkusu farklıdır. Yüksek bir yerden düşerek canı çok yanmış bir çocuk, büyük olasılıkla yetişkinlik döneminde de yüksek yerlerin yakınından geçerken tedirgin olacaktır.

Koşullanmanın yanı sıra korkular anne babayı örnek alarak veya onların anlattığı öykülerden simgesel olarak da kazanılabilirler. Bazı çocuklar hiç korkutulmadıkları halde ürkek ve korkaktırlar. Genellikle bu çocukların aileleri birçok korkuya sahiptir. Anne veya babanın bir nesne ya da durumdan korkması halinde eğer çocuk bu korkuyu gözlüyorsa, aynı nesne veya durumdan korkacaktır. Örneğin sokakta gördüğü köpekten, evde karşılaştığı çeşitli böceklerden korkan bir anne çocuğuna da aynı korkuları yerleştirecektir.

Bu tutumların dışında korkuya zemin hazırlayan en önemli ortamlardan biri de anne ve babanın aşırı koruyucu ve kollayıcı olmasıdır. Her hareketi, bir zarar görür endişesiyle engellenmiş bir çocuk, neyin tehlikeli, neyin tehlikesiz olduğunu öğrenemez. Her şeyden hatta kendi gölgesinden bile tedirgin olur. Denemesine fırsat verilmediği için çocuğun kendine olan güveni gelişemeyecek ve ilk denemelerinde ya düşecek ya da ürkütücü bir deneyimle karşılaşacaktır. 2-3 yaşlarında gerçekten korunmaya ihtiyaç duyarlar,oyun sırasında denetlemek gerekir ancak yapılacak uyarılarda soğukkanlı ve gerçekçi olunmalı tehlikeler abartılmamalıdır.5 yaş çocuğunu tehlikesiz bir bahçede oynamaya bırakıp uzaktan kontrol yeterli olacaktır.


 

Çocuklarımızın korkuları ile baş edebilmede yetişkin olarak tavrımız nasıl olmalı;

  • Çocuğun korkusuna saygı gösterilmelidir. Çocuğun korkusuyla alay etmek onu gülünç duruma düşürmek yapılmaması gerekenlerin başında gelmektedir. Bu tür davranışlar çocuğu küskünlüğe götürebildiği gibi anlaşılmadığı inancını da verebilir.
  • Çocuğun korktuğu şeye yavaş yavaş alışması sağlanmalıdır. Korku asla birden bire giderilemez, alıştıra alıştıra giderilebilir. Karanlıktan korkan bir çocuğu, ışığı yavaş yavaş azaltarak karanlığa alıştırmak, köpekten korkan bir çocuğa önce yavru bir köpeğe dokunmasını sağlamak gibi.
  • Çocuğun korkularının geçici olduğuna güvenip sabırlı davranılmalıdır. Çocukların büyüdükçe korkularının üstesinden gelebilecekleri unutulmamalıdır. Çocuklar korkularından daha çabuk büyürler.
  • Çocuklara güven verilmesi ve yaşıtların, anne babaların, kardeşlerin model alınması yoluyla korkular azaltılabilir ya da ortadan kaldırılabilir. Çocuk, kendi yaşıtlarının korkusuzca yaptıkları işleri görüp işitirse, kendi de bu cesur çocuklar gibi olmaya çalışır ve korkusundan kurtulma yönünde adım atar. Ayrıca çocukların, korkularıyla ilgili olarak söylediklerini dinlemek ve onlara güven vermek sorunun çözülmesini kolaylaştırır.
  • Çocuğunuzun korkuları karşısında sert tepkilerden kaçının. Artık büyüdün korkacak ne var çok ayıp gibi sözler korkuyu azaltmaz.
  • Korkusunun nedenlerini araştırın. Yaşantısında korkutucu tutumların olup olmadığına bakın. Ona oyun ve arkadaş ortamı sağlayın

 

Bu aşamada yoganın öneminden bahsetmeden geçemeyiz. Yoga bir yönüyle de çocukların çevrelerini tanımlarına, doğaya saygı duymalarına, çevrelerine olumlu bir bakış açısı geliştirmelerine olanak sağlamaktadır. Kendi bedenini tanıyan, yapabilirliğinin farkında olan, rekabet duygusundan uzak ama başarma duygusunu bilen çocukların farklı olaylara bakış açıları da son derece sağlıklı olacaktır.

Yoga sayesinde çocuk kendini neyin sevindireceğini keşfedebilir. Örneğin; yoga çalışmaları sırasında olumlu duyguları nefes ile içine çeker ve olumsuz duyguları nefes ile dışarı atar. Bu esnada öğrendiği birçok soyut/somut kavram da vardır. İyi-kötü; güzel-çirkin; mutlu-mutsuz; neşeli-öfkeli; başarılı-başarısız vb birçok kavramın hangisinin olumlu hangisinin olumsuz bir duyguya ait olduğunu öğrenir. Böylece hangi duygunun onu sevindireceğini ya da sevindirmeyeceğini anlar.

Yoga yapan çocuklar kontrol edebilmeyi de öğrenirler. Bir başka deyişle duygularını kontrol etmekte daha başarılı olurlar. Çünkü yoga da aynı zamanda öfke kontrolü, hırçınlık ve saldırganlık dolu davranışların kontrolü ile ilgili de çalışmalar yapılmaktadır. Çocuklar bu çalışmalarla birlikte öfke ve saldırganlık gibi olumsuz duygularını kontrol etmeyi öğrenmekte ve bunları olumlu ifadelere dönüştürebilmektedirler. Bu sayede kendilerini daha rahat ifade edebilirler.

Yukarıda anlatılan yoga çalışmalarıyla çocukların duygularını kontrol edebilmeleri, kendilerini neyin sevindireceğini bilmeleri, bedenlerini tanımayı, çevrelerini ve doğayı tanımaları onlara “özgüvenli” olmayı sağlayacaktır. Bu da korku ile baş edebilmek için ihtiyaç duyulan en önemli şeydir.

Yazıyı hazırlayan:

İstanbul İlk Çizgim Anaokulu Kurucusu ve ÇocukYogası eğitmeni

Suna Avcı

 

Tags:

Binbir Çiçek Montessori okulu ile yaza merhaba çalışması

by Administrator 2. Temmuz 2011 07:04

Bu sene yaza merhaba Yoga çalışmalarımı Binbir çiçek Montessori okulu ile yaptım. Büyük bir heyecanla planlar yapıp program hazırladım. Her zaman söylerim etrafımda melekler var ve onlardan destek almasam Yogalin® Yogalin® olmazdı diye. Burcu Çağlayan fotoğrafları çekmeyi teklif ettiğinde havalara uçtum.. işte yine şanslıydım. Bu güzel gün resimlerle çocukların anılarında yer bulacaktı.

Hemen elleri sıvadım ve neler yapabilirim diye düşündükten sonra bazı oyunlar ve yoga duruşları kendiliğinden oluştu. Favori oyunum ayak dansıydı. Günler öncesinden evin içinde bir balon şişirip onu papier mache tekniği ile kapladım. Kuruduktan sonra altından balonu çıkardım ve ayaklı sopama geçirdim. Her çocuk için farklı bir yün aldım ve balonun tepesine aralıklarla bu yünleri yapıştırdım. Artık çocukları beklemekten başka yapacak bir şey kalmamıştı… Çocuklar bununla nasıl mı oynadılar? Her çocuk bir yünü eline aldı ve sopanın etrafında dönmeye başladılar. Oyuna başlamadan önce ben Papier mache’nin üzerine tutkal yapıştırdım. Çocuklar döndükçe, yün topun üstüne yapışması gerekiyordu. Papier Mache top sopanın üzerinde biraz hareket ettiği için tüm topu kaplayamadık ama yine de eğlendik. Okulun kurucusu Hilal Hanım bizimle birlikte tüm aktivitelere katıldı ve bu çalışma sonunda farklı bir fikir öne sürdü hemen uygulamaya geçtik. Yünleri direk sopaya bağladık. Çocuklarla hep beraber şarkı söyleyerek bedenin üst kısmından başlayarak belirli bölümlerinden yararlanarak sopayı yünle sardık. Bu da oldukça eğlenceliydi.

                                                                

Diğer favori oyunumuz ise pıt pıtlar adını verdiğim eşya kırılmasın diye içi hava ile doldurulmuş naylon koruyucu, stüdyonun bir kısmını bununla kapladık ve müzik eşliğinde çocuklara istedikleri gibi baloncukları patlatabileceklerini söyledim. Zıpladılar, yoga duruşları yaptılar, bedenin birçok bölümünü kullanarak baloncukları patlattılar.

 

Nefes çalışmaları yaptık, Pınar Canko’nun Yogalin’e hediye ettiği topun içine girip herkes kendisi için bir olumlama söyledi. Bedenimizi dinledik ve sonra bedenimizin bazı bölümleri bize ne diyor birbirimizle paylaştık.

Kendimize çoraptan göz yastıkları boyadık içine pirinç ve lavanta koyduk,  artık kendi ellerimizle yaptığımız göz yastıklarımız var…

Yerde uzanıp bazı duruşları sanki ayaktaymış gibi düşünerek yapmaya çalıştık.

Hava güzel olduğu için çalışmaların bazılarını bahçemizde yaptık. Bu oyunlardan bir tanesi de dokunarak hissetme, tanıma ve ifade etme oyunuydu. Her bir dairenin üzerinde farklı materyal vardı karton, sünger, plastik, zımpara gibi. Çocuklar önce her birine dokundular, gözlemlediler. Gözleri kapalı olarak hem yerlerini bulmaya çalıştılar hem de ne olduğunu dokunarak tahmin etmeye çalıştılar.

 

                                                                               

Sonra karnımız acıktığında stüdyonun içinde yerde piknik yaptık. Ev yapımı sağlıklı fırında pişmiş elma ve kepekli unla pişmiş çikolatalı kek yedik. Bombilla’dan aldığım partea ile ağzımızı tatlandırdık. Meyva aromalı tam çocuklara göre bir çaydı.

Gitme zamanı geldiğinde çocuklara sertifikalarını ve yogayı unutmamaları için Yogalin® duruş kartlarını hediye ederek onları uğurladım. Önümüzdeki eylül ayında hepsi ilkokula başlayacak, kimisinin hayatında yoga devam edecek kimisinde kim bilir hangi yeni aktiviteler girecek…

sevgiyle eğlenerek, paylaşarak öğrenmeleri dileği ile…

Yogalin®

 

 

                           

 

 

Tags:

Abby Wills- Çocuklar ve gençler için etkili bir yoga öğretmeni nasıl olunur?

by Administrator 1. Haziran 2011 02:55

Merhaba,

 

Daha önce facebooka orijinal diliyle koyduğum bu yazının Türkçe tercümesini isteyenler oldu. Bende söz verdim ve size iyi okumalar diliyorum, özellikle çcouklara ve gençlere yoga eğitimi vermek isteyenlere güzel bilgiler var. .

Sevgiyle eğlen-paylaş-öğren

 

 

 

elephantjournal.com kanalıyla

20 Mayıs, 2011

Çocuklar ve Gençler için Etkili Bir Yoga Öğretmeni Nasıl Olunur. ~ Abby Wills

Çocuklara İyi Öğretim

Yoga ile büyümekte olan genç insanlar için yoga ile ilgili çocuk yogasında uzman olan ve rehberlik için araştırma yapan yoga öğretmenlerinden her  hafta çok sayıda e-posta ve telefon almaktayım. Bununla birlikte,  okul yoga hareketi ivme kazanmak için devam ederken, okul topluluklarına hizmet etmek için yetişmiş ve adanmış öğretmenlere ihtiyaç duyulmaktadır.

 Bir çocuk yoga öğretmeni olmak birçok farklı şekilde açıklanabilecek   bir süreçtir.

Bulunduğunuz Yerden Başlayın.

Gençlere yoga öğretmeniz için size neyin ilham verdiğini derinlemesine düşünmek için biraz vakit ayırın. Bu ilhamın içinde, en güçlü öğrenme deneyimleri doğrultusunda size rehberlik edecek ipuçları bulacaksınız.

Birlikte çalışmak istediğiniz belirli bir kitle hakkında düşünün. En yakın hissettiğiniz belirli bir yaş grubu var mı? Nasıl çevrelerde ders vermek istiyorsunuz?

Arzularınızı netleştirmek sürecinizi bilgilendirmeye yardım edecektir. Örneğin, eğer tam olarak  arzunuz, gençlerle okul sonrası programlarda çalışmaksa sizin eylem planınız, ağırlıklı olarak hapsedilmiş gençlerle çalışmak isteyen öğretmenlerinkinden farklı olacaktır.

Güçlü yönlerinizi kaydedin ve gençlere yoga öğretiminde ekstra desteğe ihtiyaç duyabileceğiniz yönleri not edin. Bu, mevcut olanakları araştırmanıza ve bilginizi tamamlamaya yardımcı olacakları belirlemenize yardım edecektir.

 Deneyiminiz, ağırlıklı olarak yoga tarafındaysa çocuk yoga öğretmenliği eğitimine ek olarak çocuk gelişimi kurslarına kayıt olmayı düşünebilirsiniz. Gençlere öğretme tecrübesi çok olan fakat yoga öğretim tecrübesi olmayan insanlar, öğretme hızını yakalamak için öncelikli olarak yetişkin bir yoga öğretmeni bulmaya ihtiyaç duyacaklardır.

Uzun Yola Çıkmak

Gençlere yoga öğretmek gerçekten bir uzmanlıktır. Okulda öğretmen olmak için ne kadar zaman, çaba ve çalışmanın yapıldığını düşünün. Bütün bu becerileri yoga konusunu öğretmek için gerekli seriye eklediğinizde önünüzde çok yol olduğunu göreceksiniz.

Ağırdan alın. Hiç kimse, yoga öğretmek ve çocuklara öğretmenlik yapmak için gerekli olan her şeyi bilmeyecektir.  Sürecin içinde bulunmakla beraber ilerleyişin her adımını öğrenmeye kendinizi adayın.

Bir çok kişi çocuk veya gençlerin yogasındaki sertifikasyonu sormaktadırlar. Gerçek şudur; belgeler bütün şekiller ve boyutlarda gelmektedir. Bazılarına bir günde ulaşılırken, bazı belgeler yüz saatin üzerinde eğitim, alan çalışması ve gözlemden sonra kazanılır. 

Belgelemeler mutlaka harika çocuk yoga öğretmenleri olmayı sağlamazlar. Fakat, öğrenmeye uzun süreli adanma, kesinlikle öğretme becerilerinizi meydana çıkarmaya yardımcı olacaktır.

Öğretmenler sık sık yalnız eğitim vermenin onları öğretmenlik yapmaları için hazırlayacağı fikri ile bana gelirler ve sonra durumun bu olmadığını anlayınca hayal kırıklığına uğrarlar. Eğitim denklemin sadece bir bölümüdür, kısaca ele alınacak önemlilerinden biridir. 

Hatırlayın: öğretmeye hazır olduğunuzda bileceksiniz.

Bir Eğitim Seçmek

Burada bahsedemeyecek kadar çok sayıda mevcut harika eğitimler bulunmaktadır. Mümkün olduğunca çok araştırma yapmanızı ve tınlayanı hissetmenizi tavsiye ederim.  Bazı eğitimler, öğrenmeyle uygun bir şekilde ilişkilendirilmiş olan yoga uygulamaları üzerinde dururken, diğerleri daha eğlenceli bir yaklaşım önerirler.

Bilginizi artıran bir eğitim seçiniz. Eğer onlarca yıldır bir sınıfta öğretmenlik yapıyorsanız, sınıf yönetimi üzerine kurs çalışmalarına yeni başlayan biri kadar çok ihtiyaç duymayabilirsiniz. İşte burada önceki fikirleriniz faydalı olacaktır. Neye ihtiyaç duyacağınızı aramaya devam ederseniz, onu bulacaksınız.

Seçtiğiniz eğitimin, çalışmak istediğiniz yaş grubuna ve demografisine hitap ettiğinden emin olun. Neyse ki, bütün yaşlar, ihtiyaçlar ve sorunlar için çeşitli eğitimler var.

Bir çok çocuk yoga eğitimlerinin önceden eğitilmiş yoga öğretmenleri için devam niteliğinde eğitim olarak oluşturulduğunu bilin. Bu eğitimlere, uyum, teori ve pratiği içeren yogada sağlam bir temel ile girmek önemlidir.

 

Gözlem Yapmak

Gençlere yoga öğretme sanatını anlamayı derinleştirmenin en etkili yollarından biri, iş başındaki deneyimli öğretmenleri gözlemlemektir. Yoga yapan gençleri yönlendirmenin nasıl olduğunu anlamak için uzman bir öğretmenle bir kaç derse katılın.  Dersleri izlemek zamanla gelişim anahtardır. Sadece bir dersi görmek sizi cevaplardan ziyade daha çok sorularla bırakabilir. Eğer mümkünse, Farklı stiller görmek için birden fazla öğretmeni gözlemleyin

Okul öğretmenlerini de gözlemlemeyi göz önünde bulundurun.  Özellikle belirli bir okulda öğretmenlik yapmayı planlıyorsanız, çocuklarla daha önceden etkileşimde bulunmuş öğretmenleri gözlemek için harcadığınız zamanı işe yarayacak. Gözlem yapma size okul kültürü anlayışı kazandıracaktır

 

 

Rehberlik Araştırmak

Stili ve yaklaşımı size hitap eden deneyimli bir öğretmen bulduğunuz zaman, onu çaya davet edin. Onlardan rehberlik isteyiniz ve asistanlık yapmayı teklif edin. Bir çok öğretmen sınıfta ekstra yardıma sahip olmaktan memnun olurlar.

Beklentileriniz ve teklifleriniz hakkında açık olun. Haftada bir kez mi? Ayda bir kez mi? Rehber öğretmeninizle hangi sıklıkta iletişim halinde olmak istersiniz? Kendi derslerinizi öğretmeye başladığınız zaman sizi izlemeye gelip geri dönüt vermeye istekli olacaklar mı?

Gönüllü

Bazen para ve yoga, su ile yağ gibi kaynaşırlar. Durum bu olmak zorunda değildir. Henüz başladığınız zaman (ve mümkünse, bütün yolculuğunuz boyunca) zamanınızı gönüllü bir temel üzerine paylaşmanızı öneririm. Öğrenmenizin, kendi zamanınız için iş yapmanın ötesinde olduğunu kesinlikle bilin. 

Gönüllü öğretmenlik inanılmaz şekilde eğlencelidir ve sizin yoga ile öğrencilerinize odaklanmanıza olanak tanır.  Yeni bir sınıfla başlarken, bazı öğretmenler devam eden öğrenci sayısı hakkında endişe duyarlar. Eğer sınıf belirli bir zaman diliminde doyurulmazsa, atölye sınıfı iptal edebilir. Endişe, akış- etkili öğrenme yolunu kesinlikle kapatabilir.

Tekrar

Vizyonunuzu netleştirip, bazı eğitimlere katılıp, gözlemleyip, asistanlık yapıp, danışmanlık yapılıp ve gönüllü çalıştıktan sonra, çocuklar ve gençlere öğretmek için pratiğinizi oluşturmaya başlamak için hazır olabilirsiniz. Öyle olsa bile, bu alandaki gelişmelerle ilgili güncel kalmak için eğitime devam ederek ve diğer öğretmenlerle ağ oluşturarak yetenekleriniz geliştirin.

Öğretim pratiğiniz kök salmaya başlayınca ve kendinizi başarılı bir çocuk yoga öğretmeni olarak gelişirken bulduğunuzda, uzmanlığınızı diğerleriyle paylaşmayı göz önünde bulundurun.  Yeni bir öğretmene danışmanlık yapın veya asistan edinin. Belirli temalar üzerinde öğretim ile ilgili en son ve en harika fikirlerinizi sunan bir blog yazın.

Sürekli gelişen çocuk ve gençlere yoga öğretimi bulunulacak eğlenceli bir yerdir. Rekabet bazen yetişkin yoga dünyasındaki mutluluğu donuklaşırken(her zaman değil, fakat olur), karşılıklı bağıntılılıkta oldukça farkında olan genç öğretimi topluluğunu buldum ve görevi paylaştım. Biz gerçekten bunda birlikteyiz ve ivme güzel bir şekilde gelişiyor.

 

Abby Wills

 

 

Tags:

Nefes Çalışması

by Administrator 9. Nisan 2011 02:29

                                                                  

Kağıt süslemelerle nefes çalışması

 

Kağıt süsleri oldukça uzundur, özel günlerde odanın bir köşesinden diğer köşesini rahatlıkla süsleyebiliyorsunuz. Rengarenk oluşu benim çok hoşuma gider, bir gün bu çekici renklerdeki süsleme kağıtlarını parçalara ayırmaya karar verdim. Her parçada 5 renk olacak şekilde hepsini böldüm. İki ucundan tutup nefes alırken açtım ve nefes verirken kapattım, hem hoş bir görüntü oluşuyordu hem de nefesimi takip edebiliyordum.  Bu nefes çalışmasının çocuklar için hem eğlenceli hem de nefeslerini takip etmede onlara yardımcı olacağını düşündüm.

Düşüncemde yanılmamıştım, çok hoşlarına gitti, sadece tekrarlamak zorunda olduğum cümle şuydu

Yavaşça çekiştirmeden nefes alırken açın ve nefes verirken kapatın. Süsleme nefesinizle aynı anda hareket etsin… yoksa parçalanır…”

Koparmıyorlar mı? diye bir soru aklınızdan geçmiş olabilir. Evet, kalabalık grupla uyguladığımda bazen kopabiliyor. Yinede kaç renk kaldıysa o kadar renkle çalışmalarına devam ediyorlar. Ama bende zaten o yüzden yavaşça, çekiştirmeden diyerek açarken mi kapatırken mi nefes almaları ve nefes vermeleri gerektiğini söylüyorum.

Kalabalık olmayan gruplarla çalıştığım zaman bu tarz bir sorun yaşamıyorum. Önce hep birlikte aynı anda nefes alıp vermeye başlıyoruz ama sonra çocuklara kendi nefes ritimlerine göre kağıt süslemelerini açıp kapamayı ayarlamalarını söylüyorum. Sonuçta küçük çocuklarda herkesin nefes alış ve verişinin farklı zamanlarda ve farklı uzunlukta olduğunu öğreniyorlar.

 

 

                                                                   

 

                                                               

                                                                         

Tags:

ARKADAŞLIK GÖKKUŞAĞI ÇEMBERİ

by Administrator 22. Şubat 2011 18:18

 

5 yaş Arkadaşlık Gökkuşağı Çemberi projesi

Çocukların birbirlerine söyleyecek o kadar çok şeyleri var ki. Çekirdek yuva ile yaptığımız derslerden biri ‘birbiriniz hakkında olumlu ne söyleyebilirsiniz’ di. Bu konuyu bir oyunla yapmam gerektiğini düşündüm. Aklıma gökkuşağı geldi, gökkuşağının çok büyük bir alanı kaplaması, ulaşılamazlığı ve tabii ki renk çeşitliliği ve yoga duruşu olarak da zevkli, kolları güçlendiren bir denge duruşu olması arkadaşlık gökkuşağı çemberi projemin ilham kaynağı oldu.

 

Bu çalışmada tüm çocuklar daire şeklinde ayakta dururlar.

Bir çocuk dairenin ortasına gelir.

Dairede duran arkadaşları sıra ile renkli uçuşan eşarplardan bir tane dairenin ortasında duran arkadaşının kıyafetine mandalla takar.

Takarken de arkadaşı ile ilgili olumlu bir cümle kurması gerekiyor.

Olumlu cümleyi söyleyen çocuk dairedeki yerine geri döner ve bütün arkadaşlarıyla beraber tekrar cümleyi tekrarlarlar.

 

                                                                         

Ortada duran çocuk kendisiyle ilgili olumlu cümleleri dinledikten sonra dairedeki arkadaşlarına katılır ve başka bir çocuk ortaya gelir tüm çocuklar sıra ile gökkuşağı olurlar.  Çocukların birbirleri için söyledikleri cümlelerden bazılarını sizlerle paylaşmak istedim.

 

Kız çocuk için söylenen olumlu cümleler

Seni çok seviyorum

Sen arkadaşlarına çok güzel davranıyorsun.

Sen arkadaşlarına hiç kötü davranmıyorsun

Ben seni çok seviyorum çünkü sen arkadaşlarını çok iyi duyuyorsun (dinliyorsun)

Saçların çok güzel

Seni çok seviyorum çünkü bana çok iyi davranıyorsun

Arkadaşlarına yardımcı oluyorsun

Arkadaş çemberimizin gökkuşağı

Her şeyi çok iyi yapıyorsun

                     

 

Erkek çocuk için söylenen olumlu cümleler

Mutlu bir çocuksun

Kalp sevgilisi (sevgi dolu anlamında kullandı)

Neşeli bir çocuk

Çok güzel oyun oynuyor

Yemeğini yedikten sonra dişlerini fırçalıyor. (Temiz bir çocuk anlamında)

Çok komik bir çocuk

Gerektiğinde uyuyor

Sıkı bir çocuk

Kitap okuyor

Not: Bu çalışmayı Çekirdek Yuva  (Ankara)5 yaş grubu ile yaptık.

                                                

Tags:

İLETİŞİM

by Administrator 26. Ocak 2011 04:03

İLETİŞİM VE STRATEJİLERİ

Etkileşimin önemini hiç düşündünüz mü?

Son zamanlarda tartışma programlarını izlemekte zorlanıyorum, bunun en büyük nedeni de insanların birbirlerini dinlememeleri. Devamlı birbirlerinin sözlerini kesip kendi düşüncelerinin doğruluğunu empoze etmeye çalışmak benim dikkatimi dağıtıyor ve kimseyi dinleyemez oluyorum.   

Halbuki iletişimde en önemli noktalardan biri iyi bir dinleyici olmak. Bizler yetişkin olarak çocuklara model olduğumuza göre acaba bu tarz konuşma biçimine şahit olmaları ileride tartışma programlarının tamamen seyredilemez hale gelmesi ve ortadan kalkması mı demek olacak. Herkes aynı anda konuşuyor, herkes kendisini haklı görüyor, fikir ayrılığı varsa zaman zaman hakarete gidecek kadar cevaplar verebiliyorlar. Yetişmekte olan çocuklarda bu tarzla büyüyorlar.

Çocuk deyince benim için akan sular durur. Onlara karşı bir hata yaptığımda bütün kalbimle onlardan özür dilerim.

İletişim kurarken karşımızdaki çocuksa ve bizimle iletişime geçmeye çalışıyorsa onun bu iletişime geçme çabalarını fark edip ona fırsat vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Sanırım iyi bir dinleme alışkanlığını ufak yaşlarda dinlendiğini bildiğinde ve dinlediğinde çok kolayca kazanacaktır. Bir hikaye, öykü ya da masal anlattığımda anlatılanın bir kısmını tekrarlatmayı hiç ihmal etmemeye çalışırım, sorular sorarım ya da hikayeyi özetlerken boşlukları doldurturum. Bu şekilde iyi dinleme alışkanlıkları kazanmalarını desteklediğimi düşünüyorum. Ayrıca anlatılanda dikkatini neler çekiyor, hikaye ile ilgili sorular sorduğumda nasıl cevaplar veriyor bütün bunları izlemeye çalışırım.

İletişimle insanlar arasındaki ilişki gelişebileceği gibi bozulabilirde. İlişkiyi sürdürmede iletişim merkezi bir öneme sahiptir.  Bir ilişkiyi sürdürebilmek için çıkan çatışmayı çözmek gerekiyor sözcükler, roller, alışkanlıklar ilişki için iletişimin bağlarıdır. Çocukların duygularını açıkça ifade etmelerine, onları hiçbir şekilde yargılamayacağımdan emin olmalarına gayret ederim. Göz temasını asla göz ardı etmem yakınlığın bir şekli sözsüz iletişim olarak göz temasını, yüz ifadelerini mutlaka incelerim.  

İyi bir dinleyici olmaya çalışırım ve çalışıyorum…

Dengeli, sağlıklı iletişim, ilişkiden alınan doyum için çok önemlidir.

 

 

 

Tags:

Çocuk yogası eğitmenlik kursu

by Administrator 9. Ocak 2011 05:01

 

YOGALİN ÇOCUKYOGASI EĞİTMENLİK KURSU

 

Tekrar yeni bir eğitim kursu başlıyor, şimdiden heyecan sardı beni.

Yeni bir kurs bana çok şey ifade ediyor. Yeni insanlarla tanışmak ve en önemlisi çocuklara ulaşabilecek yeni çocuk yogası eğitmenleri demek. İlk gün daire şeklinde oturup tanıştıktan sonra önce bir çekingenlik oluyor herkeste, saatler geçtikçe insanlar rahatlıyor, ortak konular çıkıyor ve logomun altına yazdığım sloganım güçlü bir şekilde kendisini hissettiriyor.

                                 Sevgiyle eğlen-paylaş-öğren

Arka fonda yumuşak bir müzik, konularımızı işliyoruz, tartışıyoruz, konuşuyoruz,  bazen müzik hareketleniyor, derken yoga yapıyoruz. Eğitimde herkesin çocuk olmasını çocuk gibi hissedip, onlar gibi düşünmesini istediğim çok an oluyor. Benim en çok eğlendiğim anlar o anlar işte. Hayatın ciddiyetinden, kalıp yargılarından, oluşmuş şemalarımdan uzaklaşmış her şeyi bir kenara bırakmış gerçek ben…

Çocuklarla paylaştığım yumuşak tüylü oyuncak tavşanım var, adı Zirzop. Çocukları güldürmek istediğim zaman Zirzop ortaya çıkar ve ciddi havayı dağıtmayı çok iyi başarır. Çocuklar onu hep evlerine götürmek isterler ama adı gibi zirzop özgürlüğüne düşkün ne zaman nereye gideceği hiç ama hiç belli olmuyor… bir anda yok olup saatlerce bir yerde bizleri izliyor sonra yine canı isterse ortaya çıkıyor. Zirzop şimdiye kadar bir eğitim çalışmasına hiç katılmadı ama katılmak istediğini dile getirince şubatta başlayacak kursa ilk Zirzop’un adını yazdım. Zirzop’la tanışmak isteyen bu kursa katılsın her şeyi merak eden, bazen sınırları zorlayan ama tatlı mı tatlı bir kurs arkadaşı olacağından emin olabilirsiniz.

Dün web siteme eğitim içeriğini yazmak için oturduğumda bilgisayarımdaki resimlere girdim ve şimdiye kadar verdiğimiz 4 kursun resimlerine daldım. İnsanların yüzlerine baktım, son kurslardan bir tanesinde son gün sertifikayı alabilmek için yapılması gereken sorumlulukları (ödevler-ödev deyince insanlar olumsuz tepki gösteriyor onun için şu anda içimden sorumluluklar demek geldi) anlattığımda bir çok arkadaşın yüzü değişmiş tam bir çocuk gibi tepki göstermişlerdi. İşte o anda yaşasın dedim saklayanların bile içindeki çocuk duruyormuş,  sadece ne zaman nerede göstereceklerine büyük çocuk karar veriyor. Bu örnekte de ödev kelimesi düğmeye bastı ve … bana katılmaya karar veren çocuklar çoğaldı. Dün yine kursu alan bir arkadaş maille istediği bir okula çocuk yogası eğitmeni olarak işe girdiği için ne kadar mutlu olduğunu yazdı, maili okuduğumda onun adına bende çok sevindim. Beni mutlu eden diğer bir nokta da bu işte. Kursu alan arkadaşların okullara girip çocuk yogasını okullarda uygulayıp çocukların rahatlamalarını sağlamaları ve onlara günlük hayatlarına sokacak teknikler öğretmeleri.

Bize katılmak isteyen olursa web sitem www.cocukyogasiyogalin.com sitesinden egitmenlik kursu bölümüne girip detaylara bakabilir.

Sevgiyle kalın

 

 

                                            

 

                                                                           

                                         

 

 

 

Tags:

Powered by BlogEngine.NET 1.6.0.0 - Old School Theme by n3o Web Designers

Ayın Yogisi

İsim: Dilse Kaygısız

Okulu: Charles de Gaulle

Sevdiği Asanalar:
Denge duruşları
ilgi alanları:
Yoga, resim yapmak, köpeklerle oynamak

Sevdiği Renk: Yeşil

“Yoga sakinlik veriyor, dinlenme bölümündeki hikayelerle hayal gucumu calistirmayi cok seviyorum. hareketlerin vucudum icin gerekli olduguna inaniyorum. Ozellikle denge hareketlerini cok seviyorum, yoga oyunlari eglenceli.”

 

Olumlamamız

Kırıcı olmamak için ağzımdan çıkan kelimeleri önce düşünüyor sonra söylüyorum. “

''Bana yapılmasını istemediğim şeyi ben de başkalarına yapmıyorum''